Sosis anasayfa

Özel İtina Lisesi öğrencilerinin bağımsız yayın organıdır
 

Öğretmen Abla sorunlarınızı çözüyor
Sevgili Öğretmen Abla,

Edebiyat dersinden yine sıfır aldım. Arkadaşlarım bu yüzden benimle tekerlek diye alay ediyorlar. Ben gerçekten eşcinsel miyim? Nedir benim kaderim? Edebiyat öğretmenim bana özellikle mi sıfır verip duruyor? Eşcinsel olup olmadığımı anlamak için ders arasında 213 Ayla'yı sıkıştırıp memesini sıktım. Baktım, eşcinsel değilmişim. Bunu Ayla da gördü. Buna rağmen benimle tekerlek diye alay edip hemen Edebiyat öğretmenine şikayet etti. Edebiyat öğretmeni de bana tuhaf tuhaf baktıktan sonra yine sıfır verdi. Ne yapmalıyım? Eşcinsel olmamak için her gece yatağıma yatar yatmaz üç kere mastürbasyon yapıyorum. Ama bu sefer de kör ve sağır mı olurum? Kör ve sağır bir cüce mi olmak iyi, yoksa eşcinsel olmak mı, karar veremiyorum. Tenefüslerde Ayla'nın memelerini sıkmaya çalışıyorum, ama o da hamile kalırım diye bana izin vermiyor. Ayla hamile kalırsa kör ve sağır bir cüce mi doğurur, yoksa normal mi olur çocuk? Ne yapmalıyım? Tarihte başarılı olmuş kör ve sağır cüceler var mı? Bir de, Ayla'nın memelerini sıkıp durursam memeleri yassı mı kalır? Kör sağır ve cüce çocuklar yassı memeyle de emzirilebilirler mi? Yoksa çocuk maması mı kullanmalıyız? Kör, sağır ve cüce çocuklara daha az mı mama vermeli, yoksa onlar için küçük, cüce kutularda mama satılıyor mu? Bekaret memenin ne tarafındadır, ucunda mı? Orayı sıkmamalı mıyım? O zaman da çocuk emzirirken bekareti bozulmaz mı? Ayla bekaretli olmazsa evlenemez miyiz? Peki, evlendikten sonra sağır, kör ve cüce çocuğu emzirirken bekareti bozulursa boşanmamız mı lazım? Boşanırsak çocuk kimde kalacak? Nafakayı benim harçlığımdan mı kesecekler, yoksa babamdan mı alacaklar? Harçlığım yetişmezse çocuğu yetimhaneye mi vereceğiz? Sağır ve kör cüce çocuklar için özel yetimhane var mı? Nerede? Okula yakın mı? Ayla'yı bir daha göremez miyim? Peki, başka bir kızın memelerini sıkmam mümkün mü? Bu başka kızı nereden bulacağım? 425 Hafize olabilir mi? Peki, onun memeleri neresinde? Eğer hiç bir yerinde değilse, sonradan çıkar mı? Çıkana kadar eşcinsel mi olmalıyım? Edebiyat derslerinden hâlâ mı sıfır alacağım? Eşcinsel olduktan sonra Hafize'nin memeleri çıkınca yeniden tekcinsel olmak mümkün mü? Peki, ya hiç çıkmazsa ne yapacağım? Hafize'ye silikon meme yapılabilir mi? Silikon memeyi sıkarsam hamile bırakır mıyım? Bekareti de kaybolur mu? Kaybolursa, Hafize'yle evlenmesem de birlikte yaşayabilir miyim? Onun odasında mı, benim odamda mı? Onun odasında yaşarsak çamaşırlarımı kim yıkayacak? Onun annesi mi? Hem kendi babamdan harçlık almaya devam edip hem de Hafize'nin babasından harçlık alabilir miyim? O zaman, kör, sağır ve cüce çocuğu da yetimhaneden alıp Hafize'nin odasında yetiştirebilir miyim? Silikonlu memeyle çocuk emzirilebilir mi? Çocuk büyüyünce de mi silikonlu yemekler yemek zorunda kalır? Silikonlu yemek lokantaları var mı? Varsa nerede? Okula ya da Hafize'nin odasına yakın mı? Hafize'nin odasında yaşamaya başladıktan sonra da günde üç kere mastürbasyon yapabilir miyim, yoksa her ikimiz de birer buçuk kere mi yapmalıyız? Çocuğu yetimhaneden alırsak o da mı yapmalı? O zaman her birimiz her gece birer kere mi yapacağız? Kör ve sağır cücelerin yaptıkları mastürbasyon tam mı sayılır, yoksa yarım mı? O zaman çocukla ben her gece ikişer kere, Hafize birer kere mi yapmalı? Kızlar nasıl mastürbasyon yaparlar? Onun da mı çaresi silikon? Silikonlu mastürbasyon da mı insanı kör, sağır ve cüce yapar? Hafize de mi kör, sağır ve cüce olacak? O zaman hepimiz de mi ikişer kere mastürbasyon yapacağız? Kızlar da eşcinsel olabilirler mi? O zaman, Hafize'nin Ayla'nın memelerini mi sıkması lazım? Sıkınca da Ayla'yla mı evlenmeli? Hafize Ayla'yla evlenirse, Ayla da mı Hafize'nin odasında kalacak? O zaman, her birimiz kaçar kere mastürbasyon yapmalıyız? Arada sırada ben de Ayla'nın memelerini sıkabilir miyim?...

Sevgili çocuğum, kusura bakma ama, mektubunun yalnızca başlangıcını yayınlayabiliyorum, biliyorsun yerim sınırlı. Ne zaman vakit bulup da sayfa sayfa yazabildin böyle? Edebiyat derslerinde mi yoksa, geceleri epey meşgul olduğuna göre... Neyse, hiç dertlenmene gerek yok sevgili oğlum, sağır ve kör bir cüce olmak hiç de utanılacak bir şey değil. Okulunu bitirdikten sonra hangi sirkte istersen kolayca iş bulabilirsin. Kendine güvenini kaybetme. Hadi göreyim seni.

Cüce, sağır ve kör
Tombalak kız
Hipnotize
Ampül koleksiyonu
Fotoğraf seansı
Öğrenci çeteleri
Kaniş köpeği
Kalıtım Envanteri
   
  Sevgili Öğretmen Abla,

Çok çirkin ve üstelik epeyce tombalak bir kız öğrenciyim. Babam çok yakışıklı, annem de çok güzel bir kadındır, ben niye böyle ortaya çıktım, anlamıyorum. Zaten ailemin hiç bir üyesi de pek anlamış değil sanıyorum. Küçükken çirkinliğimin pek farkında değildim, annem de hep "Benim güzel kızım," deyip durduğu için konunun çok da üstünde durmuyordum. Ama yine de, tabii ki aynalar var; annemin sözleriyle, aynada gördüklerim hakkında pek de sıcak ilişki kurabildiğim söylenemez. Ama annemdir, söylediklerine güvenmek zorundaydım. Biraz büyüyünce annemin beni yıllardır kandırmış olduğunu anlamak zorunda kaldım. Nasıl zorunda kaldığımı ne anlatmak, ne de hatırlamak istiyorum, sanırım herkes yaşamında benzeri kabuslar yaşamıştır. Bu çok kötü deneyimlerimin ertesinde hıçkırıklar içinde anneme bana hep yalan söylediği için bağırıp çağırdığımı hatırlıyorum. O da gözyaşlarını tutamadı, beni teselli etmeye çalıştı, yalan söylemediğini, onun gözünde benim hâlâ biricik güzel kızı olduğumu defalarca tekrarladı. Ama tabii annemle evlenecek değildim ki, erkeklerin görüşü benim için -maalesef- daha önemliydi.

O zamanlar henüz böyle tombalak değildim, hatta vücudum bir tahtadan da düzgündü. Bari iki gram göğüslerim olsa, hiç olmazsa erkekleri onlarla oyalayabilirdim. Bu durumda iki şey yaptım; bir, çevrede ne bulursam hiç düşünmeden tıka basa yedim. İki, geceleri Allaha dua edip beş on gramcık da olsa göğüslerimi çıkarması için yalvardım.

Kısa zamanda bu teşebbüslerim sonuç verdi; tahta gibi vücudum şekle girdi ve göğüslerim nihayet çıktı. Vücudum tahtalıktan çıkmıştı çıkmasına da, bu kez de bidon ya da varil, ne derseniz işte, onu andırıyordu. Yemek yemeyi kestim, rejim yaptım, ama sonuç yok; işte böylece tombalak oldum. Göğüslerime gelince, onlar da irice bir su torbasından bile iri oldular, taşımak dahi çok zor geliyor. Geceleyin yatağıma yatınca, "Allahım," diye isyan etmekten kendimi alamadım, "ben gramla istedim, sen kiloyla verdin. Sakın yanlış anlama da, yukarılarda kilodan küçük ölçek yok muydu ki?"

Yine de göğüs göğüstü. Ağzının tadını bilen erkeklerin büyük göğüslerden hoşlandığını hepimiz biliriz. Başka bir şeyim olmadığı için bu kozumu kullanmakta hiç gecikmemeye çalıştım. Ama, zor bela soyup yatağa koyduğum bir erkeğin -ona da ne kadar erkek denirse işte- bütün yaptığı, iki göğüsümü birbirine vurdurup kahkahalarla gülüp eğlenmesiydi.

Sevgili Öğretmen Ablacağım, ben de her kız gibi işe yarar bir erkek arkadaş sahibi olmak istiyorum. Sonra, doğru dürüst biriyle evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum. Üstelik çocuğumun babam gibi yakışıklı, ya da annem gibi güzel olması da hiç uzak ihtimal değil. Ama bütün bunları nasıl yapabileceğim? Yüzüme bakıp, annemin hep dediği gibi, "benim güzel kızım, sevgilim, karıcığım," diyebilecek, göğüslerimden hoşlanacak, pek hoşlanmasa da hiç olmazsa kendini tutup gülmeyecek bir erkeği ben nasıl ve nereden bulup temin edeceğim? Tecrübelerinizden beni de yararlandırıp bir tavsiyede bulunur musunuz?

Sevgili güzel kızım, herkesin güzel olması diye bir mecburiyet yok ki. Hem erkeklere de bakarsan aralarında senin gibi bir sürü tombalak ve çirkinini bulursun. Aslında, durumunu gerçekçi olarak kabullenebilmen de bence övülmeye değer bir kişiliğin göstergesi. Tavsiyeye gelince, benim çirkinlik konusunda Allaha şükür kişisel bir tecrübem hiç olmadı, ama çevreden gözlemlediğim kadarıyla, nadir de olsa, yüzüne pek de bakılmayacak derecede çirkin ve tombalak kızların yanında eli yüzü nispeten düzgün sayılabilecek erkekleri gördüğüm oluyor. Hatta, ben hayret ediyorum ama, bu erkeklerin bazen bu kızlara aşık bile olduğunu duyuyorum. Yani, erkeklerin bir kısmı epeyce tuhaf olabiliyor, çirkin ve tombalak kızların da meraklısı var demek ki. Ciddi ve sistematik bir çalışma ve araştırma yaparsan bu tür erkeklerden bir tane de sen temin edebilirsin belki. Muhakkak meraklı birini bulursun tahmin ediyorum.

 
   
Tombalak kız
Ampül koleksiyonu
  Sevgili Öğretmen Abla,

Çok çalışmama rağmen, Milli Psikoterapi dersinden hep zayıf alıyorum. Bu da bende psikolojik sorunlar yaratıyor. Geçen gün, öğretmenim sözlüye kaldırdı ve psikoterapi uygulamak için beni hipnotize etmeye çalıştı. Bütün çabama rağmen hipnotize olamadım. Tabii, öğretmenim de kızıp sıfırı bastı. Geceleri gözüme uyku girmiyor Öğretmen Ablacığım. Ben bu hipnotizeyi nasıl öğrenirim? Bir de, öğretmenimi hipnotize edip 0'ı 10 yaptırabilir miyim?

Sevgili Oğlum, Maalesef eğitim sistemimiz ezberciliğe dayandığından, senin gibi bazı öğrenciler bir türlü hipnotize olmayı başaramıyor. Böylece, ilerde uyumlu birer vatandaş olma imkanından yoksun kalıyorlar. Aynı sıkıntıyı öğrencilik dönemlerimizde biz de çektik. Sana tavsiyem, geceleri mümkün olduğunca rahat olmaya bak. Aklını derslerinden başka bir şeye takma. İkinci soruna gelince, evet, öğretmenini hipnotize edip 0'ı 10 yaptırabilirsin. Ama bunu yapabilmek için derslerine çok çalışıp hipnotizeyi öğrenmen gerekiyor, değil mi yavrucuğum.

 
   
Hipnotize
Fotoğraf seansı
  Sevgili Öğretmen Abla,

Ben koleksiyon yapmayı pekiyi derecede seven bir öğrenci genciyim. Bugüne kadar eşsiz değerli koleksiyonlar gerçekleştirdim. Ancak maalesef, Galile'nin, Kristof Kolomb'un, Sokrat'ın ve Nezihi Dayımın başına gelenler aynen benim de başıma geldi. Evdeki yönetici çevre, icatçı ve keşifçi hamlelerimi kösteklediler. Koleksiyonlarımı yok pahasına elden çıkarmak zorunda kaldım.

Şimdi yine böyle sinsice hazırlanmış bir planın içine düştüm. Bütün yaz tatilim boyunca büyük uğraşlar ve emekler vererek meydana getirdiğim elektrik ampulü koleksiyonum büyük tehlike içinde. Yönetici çevrenin bu kez bulduğu bahane, koleksiyonumun çok elektrik sarfiyatına malolmasıydı. Bu bana çok saçma geldi. Kendilerini karşıma alıp aynen şöyle dedim: "Yani, şimdi evde kedi büyütme işini üstlenseniz, ona cimrice de olsa, hiç mi yemek vermeyeceksiniz! Koleksiyonumun da doğal ihtiyaçları tabii ki karşılanmak zorunda; elektrikse, elektrik!" Sanki ben bunları hiç söylemedim Öğretmen Ablacığım, ipe sapa gelmez bir sürü iddialar ileri sürdüler. Yok koleksiyonumun hepsini birden yakmak zorunda mıymışım! Yani, koleksiyon kurucusu ve sahibi olarak, hepsini bir arada doğal ihtiyaçları karşılanır şekilde görmenin zevkini hiç mi yaşamamalıyım? Bunun üzerine, ben de gayet ticaretçi bir davranış içine girip, elektrik maliyetlerini şahsen ödemeyi teklif ettim, hemen kabul ettiler.

Bu ticari manevramı izleyen günlerde, çalışmalarıma bütün hızıyla devam ettim. Koleksiyonumu eşi bulunmaz değerli ampullerle zenginleştirdim, doğal ihtiyaçlarını mükemmel bir şekilde karşıladım. Derken, üç hafta sonra, yönetici çevre tam teşkilat yine karşıma çıktılar, ellerinde de elektrik maliyet kâğıdı. "Tamam, ben öderim, siz merak etmeyin," deyip kâğıdı ampul masasının çekmecesine koydum. Sanki ben bunlara hiç bir şey söylememişim Öğretmen Ablacığım, masanın çekmecesini açıp kâğıda alıp gittiler. Giderken de, "Biz ödedik bile," dediler. Harçlığımdan kesmişler. Ben de, "Koleksiyonum biraz daha yavaş gelişme gösterir, ama olsun," diye düşünüp ses çıkarmadım, işime devam ettim.

Ertesi sabah okula gideceğim, "Hadi, haftalığımın maliyet kesintisinden kalanını verin de ben gideyim," dedim, baktım hiç de oralı olmadılar. Meğersem, ben çalışmalarımı yoğun bir şekilde yürütürken, bunlar da boş durmamışlar, sinsice planlarını hazırlayıp yürürlüğe koymuşlar bile. Elektrik maliyeti karşılığında benim iki yıllık harçlığıma tedbir koymuşlar.

En basit insani ihtiyaçlarımı karşılayamaz duruma düştüm Öğretmen Ablacığım. Ben ne yapmalıyım? Sokrat gibi uygun bir ilaç bulup içeyim mi, yoksa Galile gibi azıcık kaytarayım mı? Ya da okula pek uzak olmayan, minik, ama koleksiyonlarımı rahatça sığıdırabilecek büyüklükte, mevcut elektrik prizli bir kıta, eğer tedarikte bulunuyorsa, keşfe mi çıkmalıyım? Yoksa, Nezihi Dayım gibi köşeme çekilip mıymıntı mıymıntı oturmalı mıyım?

Sevgili Oğlum, bence sen elktrik ampulü koleksiyonunu topladığın gibi Nezihi Dayına git. Fişini de prize tak, dön. Nezihi Dayının da köşesinde otururken bakacağı bir şeyler olur hiç olmazsa. Arada sırada gidip koleksiyonunu hem seyredebilir, hem de doğal ihtiyaçlarının karşılandığından emin olabilirsin. İki yıl böyle idare edersen pek bir sorun çıkmaz, tabii, bu süre içinde yeni bir ticaretçi davranışa girmezsen. İkinci bir alternatif de, senin için olmasa bile, çevrendekiler için en iyisi tahmin ediyorum, Sokrat'tan başlayarak sıraladığın diğer imkanları da bir dene bakalım.

 
   
Ampül koleksiyonu
Öğrenci çeteleri
  Sevgili Öğretmen Abla,

Güzel bir kız öğrenci olarak, köşenizde yayınlanan çirkin ve tombalak öğrenci arkadaşın mektubunu büyük üzüntüyle okudum. Eğer bana açık adını ve sınıf adresini verirseniz memnun olurum. Kendisine elimden gelen yardımı yapmaya hazırım. Her kızın faydalandığı imkanlardan söz konusu arkadaşımızın yoksun kalması bence büyük haksızlık. İnsanım diyen her varlık, yakın çevresindeki haksızlık ve eşitsizliği kendi çapında düzeltmeye çalışsa, dünyamız hepimiz için çok daha yaşanır, çok daha mutlu ve sıcak bir yuva olurdu. Size bu konuda kendimin yaptığı katkılardan bir örnek vermek istiyorum.

Geçenlerde, söz konusu talihsiz kız arkadaşımızın benzeri bir erkek öğrenci gelip olgun ve efendi bir tavır çerçevesinde, sanatçı imkanlarının engellenerek kendisine büyük haksızlıklar yapıldığını anlattı. Ve belki de yarın ölürse, ortadaki bu adaletsizliğin suçunun insanlığın taşıyamayacağı kadar ağır olmasından çekindiğini ekledi. Teklif ettiği çıplak fotomodellik konusunda arkadaşımızın yeteneklerini ortaya çıkarabilecek ölçüde bir deneyimimin olmadığını, ama evdeki kedimin böyle bir sanatçılık için çok daha uygun pozlara alışık olduğunu söyledim. Einstein'dan örnek verdi. Kuantum fiziğinde harikalar yaratabilecek yeteneğe sahip olmasına rağmen, otomobil fiziğinin kötülüğü nedeniyle sürekli trafik kazası yaptığını anlattı. Kendisinin sahip olduğu fotoğraf yeteneğinin de benzer şekilde yalnızca insan kadınıyla şaheserler yaratabilecek kapasitede olduğunu söyledi. Ve belki de yarın ölürse, varolamayacak fotoğraf yapıtlarının insanlık suçunu üstlenebilecek miyim diye sordu. Kendisine hak vermemek elde değildi Öğretmen Ablacığım. Çirkin ve tombalak bir erkek öğrenci olması dolayısıyla kendisine adalete ve eşitliğe aykırı olarak davranıldığı apaçık ortadaydı. Her türlü yardımı yapacağıma dair söz verdim.

Fotoğraf seansı çok zor geçti. Verilmesi gereken pozlar, kedimin bile epeyce acemilik çekebileceği muhakkak olan karmaşıklığa sahipti. Arkadaşın yeteneğine zarar verip uğradığı haksızlığı telafi edememe korkusu içinde bedenimin esneklik sınırlarını sonuna kadar zorladım.

Bir gün bile dolmadan, büyük emekler vererek yardımcı olduğum fotoğraf yapıtlarını okul öğrencilerinin ellerinde dolaşırken görmek mümkün oldu. Sanatçı arkadaşa, bu yapıtların ancak benim ve ileride olması muhtemel çocuklarımın hayata gözlerimizi yummamızdan sonra insanlığın hizmetine sunulması konusundaki anlaşmamızı hatırlattım. Leonardo da Vinci'yi örnek verdi. Tıp ve mekanik üzerindeki harikulade buluşlarının yaşamı sırasında derhal yayınlanmamış olmasının telafisi imkansız sonuçlarını uygarlığımızın çok ağır bir şekilde ödemekte olduğunu anlattı. Bu gecikme nedeniyle, galaksiler arası yolcu gemilerinde biyonik kadın modellerin fotoğraflarını çekebilmenin ancak bir kaç yüz yıl sonra mümkün olabileceğini söyledi. Ve belki de yarın ölürse, bunun iki üç yüz yıl daha gecikebileceğinden korktuğunu itiraf etti. Uygarlığın ilerlemesini tam iki kuşak boyunca engellemenin insanlık suçunu üstlenip üstlenemeyeceğimi sordu. Kendisine hak vermemek mümkün değildi Öğretmen Ablacığım. Kendi küçük ve bencil tasalarımızı bir tarafa bırakıp elbirliğiyle uygarlığımızı geliştirmeye ne kadar uğraşırsak, o kadar çabuk adaletli ve eşitlikçi bir dünyaya ulaşmaz mıyız?

Söz konusu arkadaş, bir süre sonra parlak bir yetenek fikriyle tekrar geldi. Benim hak ve eşitlik konusundaki durmak yorulmak bilmez çalışmalarımı çok takdir ettiğini söyledi. Ve bu eşitlikçi çalışmalarımı fotoğraf yapıtları vasıtasıyla sembolize ederek okul çapında ölümsüzleştirmek arzusunda olduğunu anlattı. Anlattığı çerçevede, evdeki kedimin yanısıra çeşitli cinsdeki hayvanlara da epeyce iş düşmekteydi Öğretmen Ablacığım. Hayvanların böyle bir sembolleştirme yapıtına sokulmasının, vermek istediği mesajı saptırabileceğini söyledim. Tavşanlardan örnek verdi. Pekala et yemeden de yaşamanın mümkün olduğunu anlattı. Dünyamızın yalnız insanlara değil, hayvanlar da dahil olmak üzere hepimize ait olduğunu mantıklı bir şekilde açıkladı. Bu nedenle hak ve eşitliğin bütün canlılar arasında istisnasız olarak uygulanmasının olağanüstü derecede önem taşıdığını belirtti. Ve belki de yarın ölürse, hayvanlara yapılan ikinci sınıf dünyalı muamelesinin çocuklarımız üzerindeki yıkıcı etkisinin sorumluluğunu kaldırıp kaldıramayacağımı sordu. Bence çok haklıydı Öğretmen Ablacığım. Evdeki kedimle birlikte elimizden gelen katkıyı sağlayacağımıza söz verdim.

Fotoğraf seansı büyük zorluklar içinde bitirilebildi. Sembolleştirmeye dahil olan hayvanların, yaptıkları işin önemini gerektiğince kavrayamamış olmalarına rağmen sabırla çalışmamı sürdürdüm. Tırmıklama ve gagalamalar dolayısıyla vücudum tamamiyle çizikler ve yara berelerle doldu. İstenilen bütün pozları başarıp yeterince kan kaybettikten sonra, sanatçı arkadaş ölümsüzleştirmenin başarıldığını bildirerek seansa son verdi.

Çocuklarımızın ve uygarlığımızın geleceği için hak ve eşitlik sağlanması konusundaki çalışmalarımı kendi çapımda daima sürdüreceğimden emin olun Öğretmen Ablacığım. Sözkonusu arkadaşın, yarın öbür gün yeni bir yaratıcı düşünceyle geleceğini de -eğer belki de yarın ölmezse- tahmin etmek zor değil. Bu nedenle, size mektup yazan çirkin ve tombalak kız öğrencinin de eşitlikçi çalışmalarda yer almasını gönülden arzulamaktayım. Kendisini bekleyen bu görevi derhal iletirseniz ya da bana adını adresini verirseniz memnun olurum.

Not: Çalışmalarımı yeterince değerlendirebilmeniz için mektubumda söz ettiğim fotoğraf yapıtlarının birer kopyasını ekte gönderiyorum.

Sevgili Akıllı Kızım, fotoğraf yaratıcısı arkadaşınla sen ideal bir çift oluşturuyorsunuz bence, mektubundan anladığım kadarıyla. Bu nedenle, çalışmalarını başkasıyla paylaşmak istemen tamamiyle gereksiz ve yersiz. Fotoğraflara gelince, bazılarının daha çok tıp doktorlarının ilgisini çekebilecek denli detaya girmesi dışında, amaçları çerçevesinde oldukça başarılı buldum. Arkadaşın yeni yaratıcı fikirlerle gelmese bile, sırf bu fotoğraflardaki performansınla dünyanın en iyi porno yıldızları arasına kolaylıkla girebilirsin. Yeteneğini geliştirmeye bak, sudan sebeplerle köreltme.

 
   
Fotoğraf seansı
Kaniş köpeği
  Sevgili Öğretmen Abla,

Bildiğiniz gibi her tarafı öğrenci çeteleri sardı. Tabii ki bu durum bazılarımızı çok rahatsız ediyor. Bu konudan rahatsızlık duyanlardan biri de benim. Bundan iki ay kadar önce, çetelerden birine katılmak için başvurdum. Kahkahalarla gülerek beni kapı dışarı ettiler. Bu davranışlarına pek anlam veremedim, daha doğrusu biraz anlam verdim ama tam vermedim. Yılmadım, başka çetelere de başvurdum. Sonuç değişmedi; hatta bir keresinde, beni pencereden dışarıya fırlatmadan önce cebimdeki bütün paraları da almayı ihmal etmediler (tam $7.85). Bu arada, çete elemanlarından birine bana torpil yaptırması için verdiğim $20 da boşa gitti tabii. Baktım olacak gibi değil, kendim bir çete kurmak için girişimlerimi başlattım. Hemen, Özel İtina gazetesine, "Yeni kurulmakta olan bir çeteye deneyimli, ya da yetiştirilmek üzere deneyimsiz eleman aranıyor," diye ilan verdim. Bununla da yetinmedim, Okulumuz sekreterliğinden $45 karşılığında bütün öğrencilerin adlarını ve adreslerini temin ettim. Bastırdığım davet mektuplarını teker teker, kız öğrenciler de dahil olmak üzere, her birinin adresine gönderdim. Ama Sevgili Öğretmen Ablacağım, sonuç nafile. Tam umutsuzluğa kapılmışken, benden daha da cüce bir öğrenci davetime cevap verdi. Çocuğa bakıp, "Bununla da ne yapılır ki yani, üstelik benden daha da miyop," diye düşünmedim değil, ama, "Hiç yoktan iyidir, haydi bakalım," diyerek yeni çetenin kuruluş çalışmalarını başlattım. Çetemiz, büyük bir süratle çalışmalarını bitirip resmen kuruldu. Ben, tabii ki çete başı oldum. Diğer daha cüce çocuk da, çetenin genel sekreterlik, idare amirliği ve muhasiplik gibi işlerini üstlendi. Görev dağılımını böylece yapınca, hemen çetenin genel ilkeleri, yıllık faaliyet planı, tahmini bütçe gelir ve gider hesaplarını yapmak üzere işe koyuldum. Biriktirmiş olduğum $258'ı da çocuğa verip onun genel sekreterlik, idare amirliği ve muhasiplik gibi işlerini başlattım. Daha sonra kendisine çete kıyafeti, haraç defteri gibi bir çetenin düzgün işlemesini gerektiren malzemeleri almasını söyledim. Aferin çocuğa ki, direktiflerimi hemen yerine getirip ateş gibi işinin başına koştu. Yoğun bir çalışmanın sonucunda tam dört günde işlerimi yapıp bitirdim ve çetenin genel sekreterine tebliğ etmek için hazır duruma geldim. Ama daha cüce olan çocuğu bugüne kadar bir daha görmek mümkün olmadı. Bu olanlara pek bir anlam veremedim, doğrusu biraz verdim, ama tam veremedim. Şimdi, Sevgili Öğretmen Ablacığım, bu benim çete işi ne olacak? Benim bir çeteye girmeme, ya da hazır kurulmuş çeteme eleman temin etmeme yardımcı olur musunuz? Çok memnun olurum.

Sevgili Yavrucuğum, görebildiğim kadarıyla sen bu çete işini pek de iyi anlayamamışsın. Ya da anlamışsın da pek işine gelmemiş. Yavrucuğum, bu çeteler zaten senin gibi çocuklara hizmet vermek için kuruluyor. Sen de onların arasına katılırsan çetelerin hizmet edecek kimsesi kalmaz ki. Sana çetelerle ilgili tavsiyem, cebinde hic bir zaman $2-3'den fazla para bulundurma, zaten boyun da kısaymış, ortalıklarda pek fazla görünme. Karşılaşabileceğin çete elemanlarının senden istediklerini yerine getirmemezlik etme. Her ihtimale karşılık da yedek bir gözlük yaptırıp kolay ulaşabileceğin bir yerde hazır bulundur.

 
   
Öğrenci çeteleri
Kalıtım Envanteri
  Sevgili Öğretmen Abla,

Genç bir kız öğrenci olarak, erkekler adına büyük utanç duyuyorum. Değil bir insanın, her hangi bir varlığın bile bu kadar alçalabileceğini düşünmek imkansız. Bir kere, koridorda rahat yürüyemezsiniz, muhakkak rezil bir erkek öğrenci, elini vücudunuzun bir tarafına yapıştırıverecektir. Hele biraz da kalabalık olmaya görsün, eşşek gibi elleri göğüsünüzü avuçlamak için hazır bekliyordur. Bu tabii en hafifi. "Ah, görmedim," bahanesiyle kalçalarınıza vücutlarının kabarık kısmını bastırıverirler. Bir de öpme huyları vardır, açıkta gördükleri her hangi bir tarafınıza salyalı dudaklarını anında yapıştırırlar. Ben bu erkek öğrencileri anlayamıyorum. Bir de bildiğim kadarıyla işleri güçleri mastürbasyon yapmak. Hadi onu anlarım, kendi başlarına ne halt ederlerse etsinler, ama olur olmaz her yerde, mesela matematik dersinde bile sıranın altından mastürbasyon yapanlar var. Ders biter, yerler vıcık vıcıktır, temizlemezler de. Benim evde bir kaniş köpeğim var, yani erkekse o da erkek. Okuldan dönünce hemen koşup bacağıma sarılır, haldır huldur mastürbasyon yapmaya başlar. Ben hemen bağırıp azarlarım. Köpek, ama laftan sözden anlar, bacağımı bırakıp doğru tuvalete gider. Etrafı vıcık vıcık kirletmeden işini becerip gelir.

İşin kötüsü, ben de her genç kız gibi, erkeklerle seks yapmayı istiyorum. Ama o kadar küstah ve terbiyesizler ki! Yani aşık olmaya bile razıyım, nitekim böyle bir kaç girişimim oldu. Ama istisnasız hepsi de daha yarım saat bile geçmeden ellerini ya göğsüme, ya eteğimin altından kalçama yapıştırıverdiler. Bütün erkek öğrenciler mi böyle diyeceksiniz. Hayır, değiller, aralarında çok efendi ve terbiyelileri var. Ama onlarla seks yapmak o kadar da iyi olmazmış gibime geliyor Öğretmen Ablacığım. Bana bir çıkar yol gösterir misiniz, sizce ne yapmalıyım?

Sevgili Kızım, aslında yapacağın şey basit: Bugün eve gittiğinde şu senin kaniş köpeğin bacağına sarılınca bu seferlik bağırıp azarlama hayvancağızı. İzin ver dilediği kadar, gidebildiği kadar ileriye gitsin. Bakalım ne olacak.

 
   
  Sevgili Öğretmen Abla,

Doğumumdan itibaren, gayet düzenli ve istikrarlı bir şekilde, tatil ve bayramlar da dahil olmak üzere, her gece yatağını ıslatmakta olan bir öğrenciyim. Her ne kadar Millî Psikoterapi derslerimizde söz konusu faaliyetin psikopatalojik kaynaklı olduğu öğretilmekteyse de, aile tarihimizin verileri ışığında, babam, büyük babam, ve daha yüksek mevkiideki babalar kuşağının hepsinde de benzer faaliyetlerin görülmüş olması, bende bu sözkonusu işin daha çok kalıtımsal olduğu kanısını güçlerdirmiştir. Nitekim, dünyaca ünlü bilimsel dergilerin ve televizyonların istisnasız hepsi, kalıtımın, insan yapısında çok önemli bir faktör oluşturduğu konusunda hemfikirdirler. İnsan genlerinde mevcut bulunan üstün yetenekler, işte hep bu kalıtım dolayısıyla kuşaktan kuşağa geçerler. Böylecedir ki, uygarlık, tuğla tuğla üstüne konarak inşaa edilir. Bu bilimsel veriler ışığında, aile tarihimizin kalıtım envanterinin erkeklikle ilgili en önemli öğesinin yatağını ıslatmak olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ve bu ıslatma faaliyetinin kesinlikle utanılacak değil, tam aksine öğünülecek bir fizyokişilik özellik olduğu görülmektedir. Hal böyleyken Öğretmen Ablacağım, her sabah ablamın benimle "foş inek" diye alay etmesini nasıl engelleyebilirim?

Sevgili Yavrum, gayet güzel ve bilimsel verilerle açıkladığın gibi, sizin ailenizde kalıtımsal bir özellik olduğu hemen göze çarpıyor. Ancak, bu özellik senin sandığından biraz daha farklı tahmin ediyorum. Millî Psikoterapi öğretmeninle bu konuyu ayrıntılı bir şekilde görüşmeni öneririm. Soruna gelince, gece ablan uykuya dalınca gidip onun yatağına yatarsan problem kendiliğinden çözülecektir. Sabah erkenden uyanıp kendi yatağına geçmeyi de unutma.
 
Geri dönüş Sayfa başına