![]() Özel İtina Lisesi öğrencilerinin bağımsız yayın organıdır |
|
632 Vedat! Adını numaranı biliyorsan mesele yok. Ama eğer kendini bilmezsen, ben sana bildirmesini iyi bilirim. Bir kere derslerde edeplice oturmayı öğren. Eline koluna hakim ol. Bak, sıra arkadaşın senden şikayetçi. Kızcağızın ellenmedik yerini bırakmamışsın. Lan dürzü, sana mı düştü kızın memesinin enini boyunu ölçmek. Üstelik bunu olur olmaz zamanlarda, olur olmaz kimselerin yanında yapıyormuşsun. Geçenlerde, hadi adını söylemeyeyim, sınıfınıza yeni gelen bir çocuğa hafiften iş koymaya başlamış. Tam göz göze gelip birbirlerine gülümseyecekler, sen yine dalmışsın kızın göğüslerine, bir de utanmadan, "Sütyenindeki portakallar sıkmalık mı," diye kızı çocuğa rezil etmişsin. Bilhassa mı yapıyorsun bunu. Manav mısın oğlum sen, sana ne kızın sütyenindeki meyvadan sebzeden. Ergenlik çağında kız, tam teşkilatlı meme mi bekliyordun bir de. Yine dua et ki çocuk efendi çıkmış, terbiyesizliğini görmemiş, duymamış gibi davranmış, devam etmiş kızın göz süzmelerine cevap vermeye. Tabii sen baktın ki numaran tutmadı, pislik yapmasan da olmaz, işini gücünü bırakıp fırsat kolladın. Kızcağız, hakkıdır ya, ayağa kalkıp çocuğa vücudunu şöyle bir gösteremek istemiş. Sen hemen atılıp kızın eteğini yukarıya kaldırmışsın. Bir de utanmadan, "Halis süt beyazdır, ama biraz kıllıdır." diye laf yetiştirmişsin. ULAN PEZEVENK, BAKKALDAN PEYNİR Mİ ALIYORSUN! NE KURCALIYORSUN İÇİNDEN KIL ÇIKMIŞ ÇIKMAMIŞ. Çocuk senin zevzekliğine aldırmamış tabii, kör değil ya, görünen köy kılavuz istemez. Kıza okuldan çıkınca buluşmayı teklif etmiş. Baktın kız işi bitiriyor, çocuğa dönüp, "Bakiredir, vermez," demişsin. MUAYENE Mİ ETTİN ULAN! NE HALT EDİP DE KARIŞTIRIYORSUN ORTALIĞI! Çocuk da hıyar değil ya, tabii dönüp başka kızlarla fingirdemeye başlamış. Yani, şu yaptığınla bir çuval portakalı berbat etmişsin. Kızcağızın işini bozmuşsun. Günlerdir iki gözü iki çeşme ağlayıp duruyor. Reva mı bu yaptığın yani vicdansız. Bak, bu kızla bir daha uğraşırsan, iki elimi yakanda bil. Eğer bir tek şikayet daha duyarsam, cetveli kaptığım gibi gelip oranı buranı ölçmeye başlarım, görürsün dünyanın kaç bucak olduğunu. | |||
| 678 Leyla! Doğru dürüst bir öğrenci olacaksan ol, yoksa okulun kapısı sana dar gelir, bilmiş ol. Öğrenci arkadaşlarına nasıl davranırsan davran, o beni ilgilendirmez. Ama sıra öğretmenlere gelince, orada dur bakalım biraz. Matematik öğretmeninin senin hakkında anlattıklarına inanamadım, ama koskoca öğretmen yalan söylecek değil ya. Matematik derslerinde en ön sıraya geçip kurulmayı pek seviyormuşsun, iyidir, takdir ederim. Ama öğretmeninin gözlerine baka baka bacaklarını faraş gibi açmana ne demeli. Bu yüzden zavallı adamcağız habire kalemini yere düşürmek zorunda kalıyormuş. Biz öğrenciyken böyle bir durumda yerimizden zıpkın gibi fırlayıp öğretmenimizin kalemini yerden alırdık. Sende o terbiye yok, anlaşıldı, ama asgarisini göster be kızım. Ne gezer, öğretmenin kalemini almak için yere eğildiğinde hiç tınmadığın gibi, bir de olur olmaz yerlerini kaşımaya başlıyormuşsun. BELA MISIN SEN KIZIM! KAŞINACAK BAŞKA DERS BULAMADIN MI? Bak yavrum, tavuğun yağsızı, arının balsızı olmaz. Bunu aklına iyice sok. Nitekim, öğretmenin de böyle düşündüğü için seni okul kantininde sütlaç yemeye davet etmiş. Sen de kabul etmişsin. Bedava sütlaç; hanım hanımcık yesen ya, olmaz tabii, seni yine bir kaşınmadır almış. Bluzunun düğmelerini çözüp başlamışsın kaşınmaya, öğretmenine yine rahat dirlik vermemişsin. Adamcağız $2 verdiği sütlaçları yarım bırakma pahasına seni Öğretmenler Odasına davet etmiş. Bunu da kabul etmişsin. Birlikte odaya gitmişsiniz. Öğretmenin haklı olarak senden sözlerine ve hareketlerine güvenilir, sorumluluk sahibi bir öğrenci davranışı beklemiş. Ama sende bunlar ne gezer, "Aa, Fizik dersim vardı, unutmuşum," deyip hemen arazi olmuşsun. Öğretmenini havada bırakmışsın. HİÇ Mİ UTANMAN YOK KIZIM, MATEMATİĞİ HALLETMEDEN FİZİK SENİN NEYİNE! Öğretmenin neyse ki, iyi terbiye sahibi olduğundan derslerinde kalemini aksatmadan yere düşürmeye devam etmiş. Sen de kaşınmaya tabii. Bunun üzerine öğretmenin, "Belki de kızcağız sütlaç yemekten sıkılıyordur," diye düşünceli davranıp seni bir otelin lobisinde kahve içmeye davet etmiş. Sen bu teklifi tereddütsüz kabul etmişsin. Okuldan çıkınca birlikte otelin lobisine gitmişsiniz. Sen daha kahvenden tek bir yudum bile almadan kaşınma seansına başlamışsın. Öğretmenin seni düşünüp rahat ettirmek için rezervasyon yaptırdığı 303 numaralı odaya davet etmiş. Sen de memnuniyetle kabul etmişsin. Asansöre binip yukarıya çıkmışsınız. 303 numaraya girmişsiniz. Öğretmenin ceketini çıkarıp kırışmasın diye dolaba düzgünce asarken, sen, "Aa, cikletimi aşağıda unuttum, şimdi alıp gelirim," diye "Pırr," uçup gitmişsin. Uçuş o uçuş, adamcağız seni saatlerce beklemiş, geri gelmemişsin. Resepsiyon memuru, senin asansörcü çocukla sinemaya gittiğini söylemiş. Öğretmenin de çaresiz $22'ı ödeyip okula geri dönmüş. Bak kızım, fazla mal göz çikarmaz derler ama, maaşallah, senın çikardiğin gözlerın haddı hesabi yok. Sana son kez söylüyorum, adamı çileden çıkarma. Öğretmeninin isteklerini yerine getir. Yoksa, metrelik kaşağımı aldığım gibi yanında biterim, haberin ola. Unutmadan, asansörcü çocukla sinemada ne haltlar karıştırdığını da bilmediğimi sanma. Erkek arkadaşın 928 Mustafa'nın kulağına çıtlattırma bana. Ayağını denk al. | ||||
| 573 Sami! Bücür boyunla bela mı oldun
oğlum sen arkadaşlarının başına! Bana bak, adam olacaksan hemen ol, yoksa kendine
okullardan okul beğen. Söylemedi deme! Nedir bu öğrenci arkadaşlarının senden
çektiği! Öğretmenlerin arada sırada sınav yapıyorlarmış, yapacaklar tabii, normal
hakları. Sınav başlayınca bütün öğrenciler kâğıtlarını çıkarıp soruları
bekliyorlarmış. Sorular gelince de doğal olarak sana bakıyorlarmış. Sen, oh, sanki
kırda tek başına gezinti yapıyorsun, hiç oralı olmadan cevapları kâğıda
döküyormuşsun. Önce sana güzellikle fısıldıyorlarmış, "Sami! Sami!"
diye. ANLADIK, GÖZLERİN MİYOP, KULAĞIN DA MI MİYOP BE OĞLUM! Duymamamazlıktan
geliyormuşsun. Bunun üzerine, oranı buranı çekiştiriyorlarmış. Yok, tık yok, Sami
Bey meşgul. Arkadaşların ne yapsınlar, ellerine ne geçerse, kitap, kalem, şişe,
kafana fırlatıyorlarmış. Sanki konfeti yağıyor başına, sende yine hareket yok. Bir
keresinde, odunla bile vurmuşlar başına. Ne kafa varsa, zayiat sıfır. Kimya
laboratuarında senin için özel olarak hazırladıkları asit kompleksini boca
etmişler, yağmur yağıyor sanmışsın belli ki, sonuç yok. Her sınavdan sonra ağız tadıyla bir güzel sopa çekiyorlarmış sana. Hatta, uzak sınıflardan tecrübe sahibi misafir öğrenciler gelip her cins tekniği denemişler üzerinde. Kaç kere pestilini çıkarıp sınıf tahtasına yapıştırmışlar. 123 Oflu İsmet bile ele almış seni, ama o fırsatı da kaçırmışsın, adam olmamışsın. Son çare, işini bilen bir kız arkadaşına müracaat edilmiş. Kızcağız hiç itiraz etmeden görevi kabul etmiş. Ders bitiminde seni arabasına götürmüş. İçeriye girip oturmuşsunuz. Beklemiş, ne halt edecekse etsin de çabuk bitsin diye. Ne şekil çalışıyorsa beynin, başlamışsın arabanın orasını burasını kurcalamaya. Kızcağız, "Arabadan hevesini alsın, sonra sıra bana gelir," diye düşünüp açılacak ne kadar yeri varsa açıp beklemiş. O bekleye dursun, benim salak oğlum bula bula arabanın kornasını bulmuş ittirip öttürecek. Kız arkadaşın çaresizlikten aktif olarak devreye girmek zorunda kalmış. Gıkını bile çıkarmadan görevini tamamlatmaya çalışmış sana. Sen, ne göz varsa artık, kimbilir nereye basıyorum diye, gaza basmışsın, koskoca arabayı toslamışsın duvara, hurdahaş etmişsin. Kızcağız bu durumda bile hiç sinirlenmeden görevini sürdürmeye çalışmış. Hoş sen işi yüzüne gözüne bulaştırmışsın ama, yine de görevin bu aşaması bitmiş bari. Arabadan inmişsiniz. El ele tutuşup sınavın yolunu tutmuşsunuz. Sınıfa girip arkadaşlarınızın toplu alkışları arasında yerinize geçip yan yana oturmuşsunuz. Sınav başlamış. Sen hemen girişmişsin cevapları yazmaya. Kızcağız görevi gereği, yanağına bir öpücük verip seni hoş tutmaya devam etmiş. Sonra da yazdıklarına bakmış, cevapları kopya etmek için. Sen derhal elinle kapatmışsın kâğıdını. Üstelik utanmadan ayağa kalkıp, "Öğretmenim, yanımdaki arkadaş benden kopya çekiyor," diye şikayet etmişsin. Öğretmenin müthiş sinirlenmiş. Üzerine yürüyüp kulağından tuttuğu gibi atmış seni sınıftan dışarıya. Bu durumda bile edepsizliği elden bırakmamışsın. Sınavdan sonra pencereden tırmanıp gizlice öğretmenler odasına girmişsin. Sınav kâğıdını öğretmeninin çantasına koymuşsun. Yerden bitme bücür Sami oğlum, senin problemin büyük. Neyse derdin, anlat da hep birlikte çözüm bulalım, bu yaştan sonra yarım da olsa adam olmaya çalış bari! Yoksa, kızcağız gelip anlattı, yaptığını hiç de yanına bırakacağa benzemiyor. Anlayacağın, yanlış çöplüğe taş atmışsın, işin zor vallahi, Allah yardımcın olsun şimdiden. Vakit varken git özür dile, ilk sınavda efendi efendi cevapları teslim et kıza, yoksa seni ben bile kurtaramam, haberin ola. Unutmadan, tosladığın arabanın tamir faturası babanın cebine ulaştı. Akşam eve giderken hazırlıklı ol bari, sargı bezi falan eksikse, alıver eczaneden, ihmal etme. |